|
DAYANIKLIK
GELİŞTİRME YÖNTEMLERİ
Dayanıklılık
sadece kişi antrenman sürecinde yorgunluğun
üstesinden gelmek zorunda kalırsa
geliştirilir. Bu tür koşullar altında
organizma antrenman gereklerine uyum sağlar.
Uyum sağlama düzeyi de dayanıklılığın
gelişimine yansıtılır.Sporun özelliklerine
göre kişi aerobik ve anaerobik
dayanıklılıktan birini özellikle
geliştirmelidir. Bu iki tür dayanıklılığın
gelişimi yeğinlik türüne ve antrenmanda
kullanılan yöntemlere bağlıdır. Her ne kadar
antrenmanda başka yeğinlik sınıflandırmaları
da kullanılıyor olsa da dayanıklılık
antrenmandaki kesin yeğinlik düzeyi enerji
sistemlerine bağlıdır. Bu nedenle Zatzyorski
(1980) aşağıda çeşitli yeğinlik düzeylerini
belirtmektedir:
1- EŞİK ALTI YEĞİNLİK, sürat düşürülmüştür,
düşük bir enerji tüketimi vardır ve O2
gerektirimi sporcunun aerobik gücünün
altındadır. O2 sağlanımının bu biçimde
fizyolojik gereksinimi karşılamasından
dolayı, çalışma sürekli denge (stady-state)
koşullarında sergilenir.
2- EŞİK YEĞİNLİK sürat yükseltildiğinde elde
edilir, O2 gereksinimi O2 sağlama kapasite
düzeyine ulaşır. Yeğinlik anaerobik eşik
bölgesinde sergilenir bu nedenle de sürat
doğrudan sporcunun solunum niteliği ile
orantılıdır.
3- EŞİK ÜSTÜ YEĞİNLİK Eşik üstü süratleri
aşan etkinliklere verilen isimdir. Çalışma
O2 borçlanması koşulları altında yapılır.
Enerji ağırlıklı olarak anaerobik yoldan
sağlanır.Oksijen gereksinimi genellikle
sergilenen verim düzeyinin çok üstündedir.
Aerobik Dayanıklılık için Antrenman
Ölçütleri
Aerobik etkinlikte yer alan çeşitli
organların ve dizgelerin işlevsel eşikleri,
antrenman düşük yeğinlikte ve uzun süreli
çalışmadan oluştuğunda artar ve Bu
koşullarda daha etkin bir biçimde gelişir.
Eğer etkinlik sürekli ve oksijenin elde
edilmesi aerobik ortamdan sağlanıyor
organizmanın bu koşullarda yüklenmeleri uzun
süreli olarak sürdürebilmesi zordur.
Genellikle doruk (maksimal) O2 tüketimi
altında gerçekleştirilen çalışmanın süresi
üst düzeyde gelişmiş sporcular dışında 10-12
dakikayı aşmaz (Zatzyorski, 1980). Koşu,
kayak kros, kürek, yüzme gibi sporlardan
gelen seçkin sporcular 1 -2 saat eşik hız
derecesine yakın bir hızı koruyabilirler
(kalp atışı: dakikada 150-166).
Aşağıdaki antrenman ölçütleri aerobik
dayanıklılığın geliştirilmesi için
önemlidir.
1. Antrenmanın YEĞİNLİĞİ Doruk sürat
derecesinin %70'inin altında olmalıdır
(Herberger, 1977). Yeğinlik belirlenmiş bir
mesafedeki verim süresi, saniye başına düşen
hız derecesi, ya da kalp atışları ölçülerek
belirlenir (dakikada 140-164). Kalp
atışlarını dakikada 130'un üzerine
çıkarmayan bir antrenman uyaranı aerobik
kapasiteyi önemli ölçüde yükseltmez
(Zatzyorski, 1980).
2. Yalıtılmış olan bir uyaranın (örn. Bir
tekrar) SÜRESİ değişen miktarlarda
olmalıdır. Bu süre zaman zaman 60-90 saniye
civarında olmalıdır, böylece yarışın
başlarında önemli bir bileşen olan anaerobik
dayanıklılık geliştirilir. Bazen ise kişi
aerobik dayanıklılığın yetkinleştirilmesi
için uzun tekrarlar (3-10 dakika) kullanmak
zorundadır. Yinede, bir antrenman
programının genel özellikleri antrenmanın
evresine, sporun özelliklerine ve sporcunun
gereksinimine bağlıdır.
3. DİNLENME ARALARI İstenen değişikliklerin
oluşturulacağı dönemden önceki çalışmalar
tarafından harekete geçirilmiş olan uyaranın
ortaya çıkabileceği bir biçimde
saptanmalıdır. Reindel'a (1962) göre bu süre
45-90 saniye arasında olmalıdır. Buna karşın
aerobik dayanıklılık için dinlenme arası 3-4
dakikayı geçmemelidir, çünkü daha uzun bir
dinlenmede kılcal damarlar (Atardamarları
(toplar) damarlara bağlayan kan damarları)
büzülür ve çalışmanın ilk dakikalarında kan
akışı kısıtlanır (Hollman, 1959). Aynı yazar
dinlenme arasının saptanması için nabız
yönteminin de kullanılabileceğini öne
sürmektedir. Genellikle nabız dakikada
120'ye düştüğünde kişi çalışmaya
başlayabilir.
4. DİNLENME ARASINDAKİ ETKİNLİKLER, normal
olarak biyolojik toparlanmanın uyarılması
için çok düşük yeğinlikte olmalıdır.
Atletizmde yürüyüş ya da jog alışılmış bir
etkinliktir (çok iyi düzeyde sporcular
için).
5. TEKRAR SAYISI kişinin oksijen teminini
yüksek bir düzeyde dengede tutmasını
sağlayan fizyolojik kapasitesi düzeyine göre
belirlenir. Eğer bu dengede tutma yeterince
yüksek bir düzeyde ger-çekleşmiyorsa
anaerobik sistem enerji gereklerini
karşılayamayacaktır. Bu durumda, anaerobik
sistem organizmaya gerilim yükler ve bu da
yorgunlukla sonuçlanır. Zatzyorski (1980)
tarafından da belirtildiği gibi nabız
kişinin yorgunluk düzeyine yönelik iyi bir
belirleyici olabilir. Eşit düzeyde
yüklenmelerde yorgunluk oluşmaya
başladığında nabız da yükselecektir. Nabız
dakikada 180'ni geçtiğinde kalbin kasılma
gücü azalır bu da çalışan kaslara daha az O2
gitmesine neden olur bu da yüksek düzeyde
yorgunluk anlamına gelir. Bu noktada ya da
bundan kısa bir süre önce antrenman sona
erdirilmelidir.
Anaerobik Dayanıklılık için
Antrenman ölçütleri
Anaerobik dayanıklılığı geliştirmek için
kullanılan araçların çoğu dönüşümsel bir
yapıya sahiptir ve yüksek düzeyde bir
yeğinlik ile sergilenirler.
Aşağıda göreceğiniz özet biçiminde sunuş
antrenör tarafından genel bir antrenman
kılavuzu olarak kullanılabilir:
1- YEĞİNLİK ile kişinin dorukaltı
değerlerinden doruk değerlerine kadar
sınırı değişebilir. Her ne kadar
antrenmanda değişik yeğinlikler uygulansa da
anaerobik dayanıklılığın geliştirilmesi için
kişinin doruk düzeyinin %90-95'i arasındaki
yeğinlikler baskın olmalıdır.
2- Çalışmanın SÜRESİ uygulanan kullanılan
yeğinlik türüne göre 5-120 saniye arasında
olabilir.
3- Bir etkinliği ya da yüksek bir yeğinliği
izleyen DİNLENMEARASI O2 borcunu yeniden
yenilemeye yetecek kadar uzun olmalıdır.
Yenilenme yeğinliğe ve çalışma süresine
bağlı bir etmen olduğu için bunun süresi
2-10 dakika sınırları arasında olabilir.
Gereken enerjiyi sağlamak için gerek duyulan
yakıtın etkin bir biçimde yenilenmesi ve
toparlanması için, toplam tekrar sayısının
4-6 tekrardan oluşan birkaç seriye bölünmesi
önerilmektedir. En uzun ara (6-10 dakika)
setlerin arasına gelecek bir biçimde
planlanmalıdır. Böylece toplanan laktik asit
atılımı için yeterli süreye sahip
olunacaktır ve sporcu yeni sete başlarken
yaklaşık tüm olarak toparlanmış olacaktır.
4- DİNLENME SIRASINDAKİ ETKİNLİK hafif ve
rahatlatıcı olmalıdır. Tam bir dinlenme
(örn. Uzanmak) önerilmez, çünkü sinir
sisteminin uyarılabilirliği kabul
edilemeyecek düzeylere düşebilir (Zatzyorski,
1980).
5-TEKRARLARIN SAYISI düşük olmalıdır. Çünkü
anaerobik kapasiteyi geliştirmeyi hedefleyen
çalışma zaten yeğin bir yapıda olacaktır ve
kişi laktik asidi (LA) oluşumundan dolayı da
çok fazla sayıda tekrar gerçekleştiremez.
Eğer kişi çalışmayı sürdürmek için çaba
gösterirse glikolotik kaynaklar tükenecektir
ve aerobik sistem de gereken enerjiyi
sağlama sorumluluğunu kabul etmek zorunda
kalacaktır. Bu koşul altında sürat
yükseltilir ve sonuç olarak da çalışma
anaerobik kapasiteye hiç bir yarar sağlamaz.
Bu nedenle öyle görünüyor ki en iyi yöntem
planlanan tekrar sayısının setlere
bölünmesidir, örneğin dört tekrardan oluşan
dört set. Tekrarlar arasındaki dinlenme
arası planlandığı gibi olmalıdır (örn. 120
saniye) fakat setler arasındaki dinlenme O2
açığını kapatmak ve LA atılımını sağlamak
için yeterli olmalıdır (10 dakikaya kadar).
Laktik Asit Yöntemine dayanan dayanıklılık
antrenmanı programlarını yönlendirmek
Günümüzün antrenmanı çok karmaşık bir
yapıdadır ve uygun programları
yönlendirebilmek için antrenörler genellikle
antrenman yüklenmelerinin içsel etkilerini
ve sporcunun organizmasının bu uyarıcıya
nasıl yanıt verdiğini bulma gereğini
duyarlar. LA yöntemi, antrenmanın sonucunda
kandaki LA miktarını belirlemek demektir. Bu
yöntem her ne kadar çok karmaşık olmasa da
bir fizyologun bilimsel öncülüğünü
gerektirir. Basit bir şekilde ifade etmek
gerekirse kulak memesinden kan örneği alınır
ve LA yoğunluğunun belirlenmesi için tahlil
edilir. LA yoğunluğuna (concentration) göre
antrenmandaki yüklenme, çizelge 28'de
örneklendirildiği gibi dört bölgeye ayrılır
(Maraescu, 1980).
İlk bölge, ikinci bölgede yer alan aerobik
dayanıklılık alıştırmalarına göre daha kolay
olan çalışmaları göstermektedir. Isınma için
yapılan jog gibi alıştırmalar, tekrarlar
arasında sergilenen dengeleme etkinlikleri,
ve antrenman biriminin sonunda uygulanan
hafif etkinlikler ikinci bölgede yer
alır.Üçüncü bölge aerobik ve anaerobik
programların birleştirildiği özel bir
programdır son bölge ise yeğin etkinlikleri
içerir.Verilerin yorumlanması çok kolaydır.
LA yoğunluğunun çizelgedeki sayılarla
karşılaştırılması sonucu sporcunun yapmakta
olduğu etkinlik biçimi saptanabilir ve bu
etkinliklere ilişkin programda değişiklikler
yapılabilir.Genellikle antrenörün isteği
aerobik yapıdaki bir çalışmadır Buna karşın
sporcu uygulamada yüklenmeyi ayarlayamayarak
LA yöntemine göre, üçüncü ya da dördüncü
bölgelerden bir alıştırma seçip uygulayarak
daha çok çalışır. Sonuç olarak, programın
değiştirilmesi gerekir. LA yöntemi sporcunun
antrenmandaki diğer özelliklerini de
gösterebilir. Bundan dolayı zor bir
çalışmadan sonraki LA yoğunluğu ne kadar az
ise sporcunun antrenman kapasitesi o kadar
iyidir. Diğer yandan anaerobik yapıdaki bir
antrenmanı izleyen LA yoğunluğu ne kadar
yüksekse anaerobik yapılar o kadar iyi
harekete geçirilir.
Dayanıklılık antrenmanı için kullanılan
etkinliklerin birleşimi ve özellikle de
birleşim başına düşen yüzdeleri, her hangi
bir dayanıklılık antrenmanı programında
aerobik bileşenin ne kadar önemli olduğunu
gösteren ek bir kanıt oluşturur.
|